Virginie Grimaldi - Büyüdüğün Zaman Anlayacaksın

14:39

Bazı kitapların yüreği sarıp sarmalayıcı bir yanı vardır. Öyle ki konuk olunan her bir satırında o kitabın okuru olmaktan bir adım öteye geçip, o kitabın bir sakini olmaktan, kendinizi tatlı duyguların kollarına bırakmaktan alıkoyamazsınız. Çünkü buram buram hayat kokar böylesi kitaplar; hüznüyle olduğu kadar sevinciyle, acılarıyla olduğu kadar umutlarıyla, velhasıl yaşanan her ne olursa olsun bundan ders çıkarmanın verdiği tecrübeyle ince ince işlenmiştir.  Bazen sayfa sayfa bir hayatın, bazense sadece hayatın vurduğu yerden yeniden ayağa kalkmanın izdüşümünü benliğinde barındırır. Samimiyeti, sarıp sarmalayıcı yanı da buradan gelir işte! Senin, benim, bizim olan hayatların, yaşanmışlıkların ve kim bilir belki de yaşanacakların izlerini, çıkarılacak dersleri, bizi biz yapacak tecrübeleri içinde barındırmasından...

Sevgili Virginie Grimaldi'nin  değerli kaleminden Büyüdüğün Zaman Anlayacaksın eseri de yüreği sarıp sarmalayıcı o sıcacık kitaplardan biri. Yeri geldiğinde yüzünüze bir gülücük konduracak, yeri geldiğinde yanağınızdan süzülen bir gözyaşı olacak, kimi zamansa umudun, yeniden doğuşun şarkısını mırıldandıracak, aşkın, sevginin, dostluğun, birbirinden farklı kuşakların birbirlerinin hayatlarına dokunuşunun öyküsünü okurun anlatacak; velhasıl biraz zaman ve sevginin yaralara ne denli merhem olabileceğini gösterecek, o her daim kulağımızın aşina olduğu 'büyüdüğün zaman anlayacaksın' nasihatinin altını dolduracak sıcacık bir roman.
Tek bir telefon ile gelen haberle dünyası bir anda başına yıkılan Julia, Tamaris Huzurevi'nde geçici süreliğine psikolog olarak işe başladığında hayata yeniden başlayabileceğinden, düştüğü yerden ayağa kalkabileceğinden ve son derece isteksizce geldiği bu huzurevinin ona katacaklarından habersizdi elbette.O sade tutunabilecek, uzaklaşabilecek, kendisiyle baş başa kalabilecek bir yer arıyordu. Büyük bir acı yaşamıştı ve iyileşmeye ihtiyacı vardı. Sahi insan çok büyük acılarla karşı karşıya kaldığında, hatta güvendiği, sevdiği insanları en ihtiyacı olduğu zamanda yanında bulamadığında ne kadar yıkılır? Bu enkazın altından sağ salim çıkıp hayatını, fakat en önemlisi de yitirilen güven duygusunu yeniden inşa etmesi ne kadar zaman alır?  Julia Tamaris'in kapısından girdiği gün, sekiz ay sonra  kapıdan iyileşerek, acılarıyla yüzleşerek, düştüğü yerden tekrar ayağa kalkarak, en önemlisi de heybesinde pek çok tecrübeyi biriktirerek ve biraz daha büyüyerek çıkacak. Peki, bunu nasıl başaracak? İşte orası kitabın keyifli ve bir o kadar da doyumsuz sayfalarında gizli.

Her bir satırında samimi dili ve sarıp sarmalayıcı hikayesiyle kendinizi Tamaris Huzurevi'nin  ya da diğer bir değişle bu güzel bir ailenin ferdi gibi hissedeceğiniz, tatlı dedeler ve ninelerle keyifli vakitler geçireceğiniz, kuşaklar arasındaki iletişimin ve dostluğun tazeleyiciliğini tadacağınız; velhasıl okudukça aslında biraz daha büyüdüğünüzü hissedeceğiniz bu kıymetli esere gönül kitaplığınızda yer açmanızı tavsiye ediyor, sözlerime kitaptan doyumsuz alıntılarla son veriyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun 😊


"Önemli olan asla düşmemek değil, her seferinde yeniden ayağa kalkmaktır."

"Eşyaların yokluğunda hafızanın çok sağlam olması  gerekir. Çünkü hafızanın bir kopyası yok."

"Etrafımız ne kadar kalabalık olursa olsun; acılarımızı, kaygılarımızı ve sevinçlerimizi tek başımıza yaşıyoruz."

"Herkesin iki hayatı vardır. İkincisi tek hayatımız olduğunu anladığımızda başlar."

"Yaşlılık kolay olsaydı kimse yaşamının sona ermesini istemezdi. Zor olması, hayattan daha kolay vazgeçmesini sağlıyor. Yaşlılık dünyadan kolayca gitmek için var edildi."

"Bir kız kardeşe sahip olmanın en büyük avantajı, sizi daima sevecek olmasıdır. Sizinle her konuda aynı fikirde olmasa da, sizi eleştirip yargılasa da, size küsüp başka birinin kardeşi olarak doğmuş olmayı dilese de dünyaya gelinen ilk andan itibaren daima birlikte olmuş insanları birbirine bağlayan o derin sevginin, sonsuza kadar süreceğini bilirsiniz. Kız kardeşimin karşısında rol yapmaya gerek yoktur, bütün cilaları çıkarıp olduğum gibi kalabilirim. Kendim olabilirim. Kız kardeşiniz sizi koşulsuz seven dostunuzdur."

"İster şarkı söyleyin ister ağlayın, yaşayacağınız hayatın süresi değişmeyecek."

"Yaşıyoruz, nefes alıp veriyoruz, planlar yapıyoruz ve sonra birden yok oluyoruz. Hayat iskambil kağıdından yapılmış bir şato gibi. İnşa etmek için sonsuz zaman harcıyoruz, sağlam temeller atmaya çalışıyoruz, katlarını tek tek çıkıyoruz ve bir gün yıkılıveriyor, sonra kağıtlar kutuya kaldırılıyor. Bunca çaba neye yarıyor, bana söyler misiniz?"

"Kağıttaki mürekkebin böyle bir gücü var işte; geçmişi ve bugünü, yazarını ve okurunu birbirine bağlıyor."

"Yaşadığınız her günün mutlu bir hatıra olması için çalışın. Sonuçta giderken yanımızda götürebileceğimiz tek şey bu mutluluk!"

"Böyle anlarda fark ettiğim bir gerçek var: aslında nerede olursa olsun, bütün insanların aynı olduğu gerçeği. İster Fransa'da ister Mali'de yaşıyor olalım, ister sarışın ister kel ister kıvırcık saçlı olalım, iste yabancı dile ister kimyaya meraklı olalım, ister cömert ister karamsar olalım; hepimizin hayatı sevinç ve dramla dolu, hepimiz acıyı ve mutluluğu tadıyoruz. adına "duygu" diyorlar. Evrensel bir kavram..."

"Hayat fırtınanın geçmesini beklemek değildir. Hayat, yağmur altında dans etmeyi öğrenmektir."

"Hayat ne dünde ne de yarında. Şimdi ve burada."

"Kötü zamanlar olmasa iyi zamanların kıymetini bilemezdik."

"Şimdiki zamanın diğer zamanlara göre avantajı vardır: Şimdiki zaman bize aittir."

"Acı insanları yakınlaştırırmış. Çok iyi, zira iki kişi olunca acı biraz olsun hafifliyor."

"Acı olan hatıralar değil, acı olan hatıraların artık geçmişte kaldığını bilmek."

"İnsan hafızasının da  bir çöp kutusuna sahip olmaması ne kadar yazık..."

"Hayat, şimdiki zamandan ibaret. Şimdi ve burada! Dünden sadece güzel şeyleri hatırlamalı. Yarından hiçbir şey beklememeli. Geçmişi değiştirmemiz ve geleceği önceden bilmemiz mümkün değil."

"Bir gün hepimiz yok olacağız. Biz, siz, bütün tanıdıklarımız... Güneş insanları büyülemeye devam edecek ama biz burada olmayacağız. Zaman gelip gidiyor, biz de onunla gidiyoruz. Çoğu zaman hayatımızı boşa harcadığımızı fark ettiğimizde  artık çok geç oluyor."

"Dinle küçüğüm, herkes insanların hayatın çeşitli dönemlerine göre daha farklı olduğunu sanıyor. Herkes önce çocuk, sonra yetişkin ve nihayet yaşlı olduğumuzu düşünüyor ancak bu doğru değil. (...) gerçek şu ki insan hayatı boyunca hep bebek kalıyor. Bunu saklamak ve herkes gibi yapmak için farklı kostümler giyiyoruz: Ergen kostümü, yetişkin kostümü, ebeveyn kostümü ve bir gün rol yapmak için fazla yaşlandığımızda bütün kostümleri atıp nihayet gerçekte olduğumuz şeyi gösteriyoruz: bir bebek!"

You Might Also Like

2 yorum

  1. Okumadığım bir yazar.. Aklımda bulunsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazarın kalemiyle ilk defa Büyüdüğün Zaman Anlayacaksın eseri ile tanışma fırsatı buldum. Okurken çok tatlı duyguları yüreğimde ağırladığımı dile getirmeliyim. Eğer içten, akıcı ve tatlı bir hikâyeye konuk olmak, Tamaris Huzurevi'nin sakinleriyle tanışmak isterseniz bu güzel esere bir şans verebilirsiniz. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum:)

      Sil

Like us on Facebook

Instagram

Subscribe