Susanna Tamaro - Yüreğinin Götürdüğü Yere Git

11:37

Şimdi  size sorsam “Bir kitap okurunu karşısına alıp öğüt verebilir, sıcacık şefkatiyle sarıp sarmalayabilir mi?” diye, bu  belki gülünç bir soru gibi gelebilir. Ancak bazı kitaplar  bir kitap olmanın bir adım ötesine geçmeyi başarıp okurunu şefkatle sarabilir, öğüt verebilir. Öyle ki, kapağını tekrar tekrar aralayabilir, her okuyuşunuzda yaşınızın getirdikleriyle farklı dersler çıkarabilirsiniz. Sevgili  Susanna Tamaro’nun kaleminden “Yüreğinin Götürdüğü Yere Git” eseri de satırlarına her sığınışınızda bu güzel ve değerli duyguları hissedebileceğiniz özel kitaplardan biri.  Buram buram bilgelik kokan bu güzel eserde, bir büyükannenin penceresinden hayata bakacak, onun ayakkabılarını ayağınıza geçirerek  yürüdüğü yollardan yürüyeceksiniz. Her satırda soluklanıp altı çizilesi  doyumsuz alıntıları heybenizde biriktirecek ve kitabın kapağını kapattığınızda hayatınıza farklı bir pencere araladığınızı fark edeceksiniz.

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, seksen yaşındaki bir büyükannenin torununa yazdığı, fakat hiç göndermediği mektuplardan oluşan, baştan sona hayat dersiyle ince ince işlenmiş bir roman. Sade ve sevgi dolu bir üslupla kaleme alınmış bu güzel eser aslında bir anlamda bir iç çöküşün, iç döküşün ve itiraf edilmemiş gerçeklerin kalemin ucundan özgürlüğüne kavuşması niteliğindedir. Kuşaklar arasındaki farklar, hayata bakış açıları ve iki farklı kuşağın iletişimini (ya da iletişimsizliği) olağanüstü bir beceriyle kalame alan Susanna Tamaro, ben de   kitabı okurken büyükannenin dizine uzanmışım, o anlatmışta ben dinlemişim hissi bıraktı desem hiç de mübalağa etmiş olmam  herhalde.

 Okuduğu kitapla arasında bağ kurmayı seven, bir büyükanne şefkatiyle sarıp sarmalanmak isteyen her okuru bu değerli eserin sayfalarına davet ediyor, sözlerime kitaptan o muazzam alıntılarla son veriyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun. Yüreğinizin pusulasını dinleyip, onun götürdüğü yere gitmeniz dileğiyle…

“Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yaptığımız yolculuktur;  o özgün çağrıya kulak vermeli, yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz.”

“Akmayan gözyaşları kalpte birikirler, zamanla kabuk tutarlar ve kirecin çamaşır makinesini tıkaması gibi kalbi tıkayıp felç ederler.”

“Yürek ruhun merkezidir.”

“Zihin sözcüklerin hapishanesidir, bir ritim varsa bu sözcüklerin düzensiz ritmidir; oysa yürek nefes alır, organlar arasında bir tek o atar ve bu atması onun daha büyük şeylerin atmalarıyla uyum sağlamasına neden olur.”

“Her zaman yapılan yanlış nedir, bilir misin? Yaşamın değişmez olduğunu sanmak, trenin ray değiştirmeden sonsuza  kadar gideceğini düşünmektir. Oysa kaderin hayal gücü bizimkinden daha renklidir.”

“Var olan tek gerçek ve inanılası öğretmen, insanın kendi vicdanıdır.”

“İnsanın kendi iç dünyasına bakmak istemediği zaman bahaneler bulması dünyanın en kolay işidir. Dıştan bir suçlu  her zaman vardır. Suçun – ya da  daha iyisi sorumluluğun- yalnızca bize ait olduğunu kabullenmek cesaret ister. Gene de sana söylemiş olduğum gibi, ilerleyebilmek için tek yol budur. Eğer yaşam bir yolsa, her zaman yokuş yukarı giden bir yoldur.”

“Öksüz mü? İnsanın ninesi ölünce böyle denir mi? Pek emin değilim. Belki de nineler ve dedeler, kayıpları adlandırılmaya değmeyecek aksesuarlar olarak görülüyorlardır. İnsan dedesinden ve ninesinden, ne öksüz, ne yetim, ne de dul kalır. Onları uzun yolun bir yerinde doğallıkla, dalgınlıkla, sanki bir şemsiye unutur gibi bırakır gideriz.”

“Çocukluk ve yaşlılık birbirine benzer. Her iki durumda da, değişik nedenlerle, insan oldukça savunmasız olur; hâlâ - ya da artık-  etkin yaşantının bir parçası değildir, bu da korunaksız, açık bir duyarlılıkla yaşamaya yol açar.”

“Kader kavramı yaşla gelen bir düşünce. İnsan gençken genellikle düşünülmez bu ve her olan şey kendi isteğinin bir ürünü gibi görünür. Kendini taş ardına taş dizip koşacağı yolu yapan bir işçi gibi görürsün. Yalnızca çok ileri vardığında fark edersin ki yol zaten örülüdür, bir başkası onu senin için çizmiştir ve  sana orada yürümekten başka bir şey düşmez.”

“Kim bilir neden, en basit gerçeklikler, anlaması en zor olandır.”

“Acıdan ölmektense, bir hiçten ölmek daha kolaydır, acıya isyan edebilirsin, hiçe hayır.”

“Anlayış, bilgiçliğin kibriyle değil, alçakgönüllülükle doğar.”

“Yanlışlık yapmak doğaldır, ama bunlardan ders çıkarmadan ilerlemek bir yaşamın anlamını yitirmesine yol açar.”

“Ölüler yokluklarıyla değil, daha çok – onlar ve bizler arasında – söylenemeyenler yüzünden acı verirler.”

“Yapılacak ilk devrim, insanın kendi içinde yapacağıdır, evet, ilk ve en önemli devrim budur.”

You Might Also Like

0 yorum

Like us on Facebook

Instagram

Subscribe