Bruce Lyman - Bağdat'ın Solmuş Çiçekleri


Kimi kitaplar sessiz sedasız,  bir o kadar da hesapsız anlarda gelip kitaplığınızın köşesine, satırlarıyla  yüreğinize  konuverir. Apansız bir giriştir aslında bu gönül kitaplığınızın menziline hatta belki bir miktar emrivaki bile sayılabilir.  Olsun varsın, bir kere "Beni oku!" diye raftan göz kırpmışsa bir şans vermeye değerdir. Zaten aksi olsaydı onca kitabın arasında ne diye gözünüze çarpma şerefine nail olsundu. Bir kere gönül kitaplığınızın menziline girmişse geri çevirmek  de olmazdı; keşfetmeli ve satırlarına konuk olmalıydı.
Bruce Lyman'ın kaleminden Bağdat'ın Solmuş Çiçekleri de, tıpkı dile getirdiğim gibi sorgusuz, sualsiz, apansız bir anda  gönül kitaplığımın menziline giriveren kitaplardan biri. Özellikle dönem kitaplarına özel bir ilgi duyduğumu göz önüne alırsak sanırım kitabın bir anda dikkatimi bu denli çekmesine şaşmamak gerekiyor. Dönem kitapları kurgunun gerisindeki sosyo-politik yapılarıyla her daim bende  merak uyandıran türler arasında sarsılmaz bir yere sahiptir. Nitekim Bruce Lyman'ın kitabı da Bağdat'a araladığı pencereyle oldukça merak uyandıran, kitap kurdu olarak iştahımı kabartan bir eserdi ve ben de bu merakın bana verdiği yetkiye dayanarak kitabı daha fazla bekletmeden bir solukta okuyup bitirdim.
Kitabın konusuna kısaca göz atacak olursak Bağdat'ın Solmuş Çiçekleri, okurunu İran- Irak savaşı sırasında ailesine yoksulluktan, bombalardan arınmış, daha güvenli bir hayat sunmak için çabalayan iki adamın hayat hikayesini konu alıyor. Biri mühendis diğeri ise  küçük bir işletme sahibi olan bu iki adamın hayatları kısmen kesişse de asla tam anlamıyla kesişmiyor. Savaştan, hayat telaşından başka hiçbir ortak noktaları olmayan Malik ve Aadil, savaşın gölgesinde umudun, insanlığın ve güzelliğin direnişçileri olarak karşımıza çıkıyor. 
Aadil ordudaki görevinden ihraç edilen bir elektrik mühendisidir. İşinde öylesine iyidir ki kısa bir süre sonra kendisine ilginç, gizemli ve bir o kadar da gerilim dolu bir iş teklifi gelecektir. Başta sadece basit birer devre  yapımı gibi görünse de savaş ortamında bunların basit birer devreden çok daha fazlası olduğunu tahmin etmek pek de zor olmasa gerek. Zira bu devreler birer bomba olarak kullanılacaktır. Peki Aadil'in yapmaya mecbur bırakıldığı bu devreler kime karşı  silah olarak kullanılacak? Görünenin ardındaki sır perdesi aralandığında geriye gerçeklerden başka ne kalacaktır?
Öte yandan Bağdat'ta gömlek satışı yapan Malik hayatına hangi acıları sığdıracaktır?  İşte tüm bunların cevabı kitabımızın sayfalarında gizli.

Yazarın kitabı kaleme alırken kullandığı  yalın üslubun başta kitabın kurgusuna göre oldukça basit kaldığını dile getirmek gerekiyor. Kısa kısa cümlelerle başlayan yolculuğumda kitabın vermek istediği duyguyu hissedemedim ancak, ilerleyen sayfalarda yazarın bunu biraz daha aştığını ve bu durumun kitabı daha akıcı hale getirdiğini görmek mümkün. Bağdat'ın Solmuş Çiçekleri, bir dönem kitabı için okurunu sarsan yönleriyle biraz hafif kalmış olsa da kesinlikle yer yer merak uyandıran, şaşırtan olay örgüsüne ortak olabileceğiniz bir kitap. Dönem kitapları okumayı sevenlere -çok da büyük beklentilere kapılmadan- bu kitaba şans vermelerini tavsiye ediyor, sözlerime kitaptan alıntılarla son veriyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun :)


~ALINTILAR~

"Umut insanın yüreğini kaplayan en karamsar düşünceyi bile yok edebilirdi."



"Biz karşılaştığımız insanların hayatlarında açan umut çiçekleriyiz."


"Birinin hayatındaki herkes o kişinin umududur, öyleyse hayatımızdaki hiç kimse umutlarımızın katili olamaz."


"Bu bir ikilem. Artık güvenli  ya da tehlikeli bölge diye bir şey yok. Yaşanan her şey tesadüfi."


"İnşa edenlerin sayısı tahrip edenleri geçtiği zaman, inşa edenler sonunda her şeyin üstesinden gelecektir."


"Her zaman bir kanıt olması gerekmez. Bazı detaylar bir araya gelir ve büyük resmi oluşturur. Buna sezgi diyebilirsin."


"Yaradılışımız bir mucizeydi. Ne denli kolay yok olup gidiyorduk."


Bizim Mahallenin Kitapçısı

Phasellus facilisis convallis metus, ut imperdiet augue auctor nec. Duis at velit id augue lobortis porta. Sed varius, enim accumsan aliquam tincidunt, tortor urna vulputate quam, eget finibus urna est in augue.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder